İskilipli Atıf Hoca kimdir?

İskilipli Atıf Hoca, asıl adıyla Atıf Efendi (d. 1890, Çorum İskilip – ö. 4 Şubat 1926, İstanbul), Türk İslam alimleri ve fikri mücadelenin önemli figürlerinden biri olarak tanınan bir şahsiyettir. Tarihçi, ilmî şahsiyet, fetva veren bir alim ve özellikle dini reform hareketlerine karşı verdiği mücadeleyle tanınan Osmanlı dönemi ve Cumhuriyetin erken yıllarında önemli bir figürdür. Atıf Hoca, Osmanlı İmparatorluğu‘nun son yıllarında başlayan batılılaşma hareketlerine, laikleşme ve cumhuriyet rejiminin değişim süreçlerine karşı verdiği fikirsel ve toplumsal direnişle dikkat çeker. Bu nedenle, dönemin tarihi ve kültürel değişimlerine dair çok önemli görüşler sunmuş, tartışmalara yol açmıştır.

1. Hayatı ve Eğitimi

Atıf Hoca, 1890 yılında Çorum İskilip’te doğmuştur. İskilipli olarak anılmasının nedeni, doğduğu ve büyüdüğü yer olan İskilip’tir. Babası da dini eğitimle ilgili bir kişiydi. Genç yaşlarda ilim ve dini eğitim için büyük şehirler olan İstanbul ve Medine‘ye gitmiştir. Eğitimine İstanbul’da devam eden Atıf Hoca, burada fıkıh, kelam, hadis ve tefsir gibi dini bilimlerde derinlemesine bir eğitim almıştır. Aynı zamanda Osmanlı’da yetişen bir alim olarak, dönemin sosyal, kültürel ve dini değişimlerine büyük bir dikkat göstermiştir.

İstanbul’daki eğitimini tamamladıktan sonra, çeşitli camilerde vaazlar vermeye ve fetvalar açıklamaya başlamıştır. Atıf Hoca’nın düşünsel dünyası, özellikle İslam’ın güncel meseleleri ve toplumsal yapıya dair dini anlayışlar üzerine odaklanmıştır.

2. Dini Görüşleri ve Fikir Dünyası

İskilipli Atıf Hoca, özellikle dinî alanda oldukça derinlemesine bir bilgiye sahipti. Fakat onun tarihsel olarak en çok tartışılan ve dikkat çeken özelliği, Osmanlı’dan Cumhuriyet’e geçiş sürecinde dini reformizm ve batılılaşma hareketlerine karşı verdiği düşünsel mücadelesidir.

  • Batılılaşma ve laikleşme karşıtlığı: Cumhuriyet’in ilanıyla birlikte İslam’ın sosyal ve kamusal hayatta geri plana itilmesi ve laikleşme süreçlerine karşı tavır almıştır. Ona göre, batılılaşma ve laikleşme, İslam’ın öğretileri ile çatışmakta ve toplumun manevi yapısına zarar vermektedir. Bu nedenle, İslam’ın özüne sadık kalınması gerektiğini savunmuş, Laiklik ilkesini eleştirmiştir.
  • Peygamber Efendimizin sünnetine bağlılık: İskilipli Atıf Hoca, halkı Peygamber Efendimizin sünnetlerine ve İslam’ın gerçek anlamına uygun yaşamaya davet etmiştir. Dinî öğretiler konusunda çok hassas bir yaklaşım sergileyen Atıf Hoca, güncel dinî meseleler ile ilgili toplumu doğru yönlendirmeyi amaçlamıştır.
  • Medrese eğitimi: Atıf Hoca, özellikle medrese eğitimini savunmuş ve modernleşme anlayışına karşı çıkmıştır. Medrese eğitiminin, dinî ilimler bakımından şart olduğunu ifade etmiş, batılı tarzda eğitimin İslam’a zarar verdiğini düşünmüştür. Bu bağlamda, Cumhuriyet dönemi eğitim reformları ve matbaanın gelişiyle kitapların çoğalması ve eğitimde laikleşmeye karşı çıkmıştır.

3. “Ferhat ile Şirin” ve Fikrî Mücadele

İskilipli Atıf Hoca’nın en çok tartışılan ve gerçekten cesur bir fikir beyanı olarak görülen eseri “Ferhat ile Şirin” adlı kitabıdır. Bu eser, batılılaşma ve çağdaşlaşma hareketlerinin İslam’a ve Türk toplumunun ahlaki yapısına zarar vereceği görüşünü savunur.

İskilipli Atıf Hoca, özellikle Osmanlı’dan Cumhuriyet’e geçişteki toplumsal değişimlere karşı yazdığı eserlerde özgün ve yerel bir İslam anlayışı savunmuştur. Kitap, halk arasında ciddi tartışmalara yol açmış ve modernleşme hareketlerinin zıddı olarak kabul edilmiştir. İslam’ın özünü koruma amacı güden Atıf Hoca, laikliğe karşı bir duruş sergilemiş ve bu duruşu eserlerinde sıkça dile getirmiştir.

4. İskilipli Atıf Hoca’nın Ölümü ve İdamı

İskilipli Atıf Hoca’nın hayatı, Cumhuriyet’in ilk yıllarındaki ideolojik ve kültürel değişimlerle paralel bir biçimde ilerlemiştir. Ancak Atıf Hoca’nın bu düşünceleri, özellikle Cumhuriyet yönetiminin dini eleştirici ve laik yaklaşımıyla büyük bir çatışma içine girmesine yol açmıştır. İskilipli Atıf Hoca, özellikle şapka kanunu gibi reformlara karşı çıkan fikirleri nedeniyle, dönemin hükümetine karşı muhalefet etmiştir.

Sonunda, 1926 yılında, Atatürk’ün reformlarına karşı olduğu gerekçesiyle “irtica” suçlamasıyla tutuklanmış ve idam edilmiştir. Ölümü, dönemin siyasi ve ideolojik çekişmelerinin bir sonucu olarak oldukça tartışmalı bir hal almıştır. Atıf Hoca’nın idamı, İslamcı ve milliyetçi çevrelerde büyük bir tepki ile karşılanmış, onun fikri mücadelesi hem şehitlik hem de direniş sembolü olarak kabul edilmiştir.

5. Mirası ve Etkileri

İskilipli Atıf Hoca’nın mirası, Türk İslam düşüncesi ve toplumsal yapısı üzerine önemli bir etki bırakmıştır. Özellikle Cumhuriyet dönemi ve sonrasında yaşanan dinî ve kültürel dönüşüm karşısında verdiği mücadele ve sergilediği eleştiriler, sonraki yıllarda birçok milliyetçi ve İslamcı düşünür tarafından sahiplenilmiştir.

Atıf Hoca, hem toplumun hem de dönemin siyasal yapısının ciddi bir değişim sürecine girdiği bu yıllarda, İslam’ın sosyal yaşamda yeniden güçlü bir şekilde varlık göstermesi gerektiğini savunmuş, laiklik ve batılılaşma gibi kavramlara karşı durmuştur. Onun fikirleri, günümüz Türkiye’sinde de zaman zaman muhafazakâr çevreler tarafından hatırlanmış ve tartışılmıştır.

Sonuç

İskilipli Atıf Hoca, bir İslam alimi, fikir adamı ve toplum mühendisidir. Osmanlı’dan Cumhuriyet’e geçiş sürecinde yaşanan büyük kültürel dönüşümün etkisiyle, batılılaşma ve laikleşmeye karşı duruşu, onu dönemin siyasi ve ideolojik çatışmalarında önemli bir figür yapmıştır. Onun, şapka kanunu gibi reformlara karşı geliştirdiği fikirler, bugün hala tartışılmakta ve dönemin dini, kültürel ve toplumsal yapısı üzerine öğretici bir perspektif sunmaktadır.